KAPAT
Kapat

 

Nispetiye Caddesi Seyran Apartmanı NO:35-1B Etiler / İstanbul Akmerkez Karşısı

Üst Göz Kapağı Estetiği

Bazen yaşa bağlı olarak, bazen de genetik olarak göz kapağınızın üstünde fazladan bir cilt oluşur. Bu fazladan cilt, ilerleyen vakalarda aşağı doğru hafifçe sarkar ve gözlerin üstüne düşen bir fazlalık gibi görülür. Gözlerde torbalanma ve derin kırışıklar oluşur. Göz kapağındaki bu estetik kusur kimi zaman öyle rahatsız edici bir boyuta ulaşır ki, makyaj bile gözde kötü durmaya başlar. İşte bu noktada estetik cerrahinin en yüz güldüren işlemlerinden biri olan “Üst Göz Kapağı Estetiği” devreye girer. Biz buna “Blefroplasti” deriz.

Göz kapağının genel tanımını yapacak olursak, kaş ve kirpik arasında kalan bölgeyi kast ettiğimizi söyleyebiliriz. Bu bölge oldukça önemlidir. Çünkü yüz üzerinde en hızlı yaşlılık belirtileri burada kendini gösterir. Yaşlanmadan kastettiğimiz şey; kapak cildinin aşağı doğru sarkması, kırışması ve dolgunlaşmasıdır. Kimi zaman fazla mimik yapmaya bağlı olarak bu bölgede oluşan derin kırışıklıklar da, zamanla yerleşerek kötü bir görüntü oluşturabilir.

Her ne kadar ilk yaşlanan bölge olsa da, göz kapağını cerrahi bir işlemle genç ve düzgün bir görünüme kavuşturmak oldukça kolaydır. Lokal anestezi altında yapılan göz kapağı estetikleri, hızlı sonuç verdikleri ve uzun ömürlü oldukları için oldukça yüz güldürücüdür.

Göz kapağı estetiği nasıl yapılıyor?

Öncelikle göz kapağı estetiği işin ehli kimselerce yapıldığında çok kolay ve etkili bir işlem olsa da, yapıldığı bölgenin oldukça hassas olması nedeniyle güvenilen ve başarılı cerrahlarca yapılması çok önemlidir. Lütfen kontrollerde aklınızdaki tüm soruları doktorunuza sorun ve iyileşme döneminiz hakkında detaylı bilgi isteyin.

Ben göz kapağı estetiği olmak isteyen hastalarıma öncelikle şikayet ve isteklerini sorarak muayeneye başlıyorum. Kimi zaman hastalar göz şekliyle ilgili de taleplerde bulunabiliyor. Bu operasyonlarda göz kusurları giderilebildiği gibi, gözü daha kalkık, daha açık bir pozisyona getirmek ya da badem göz olarak tabir edilen şekle yakınlaştırmak mümkün olabiliyor.

Hastamın istek ve şikayetlerini öğrendikten sonra, gözdeki estetik kusurları incelediğim detaylı bir muayene yapıyorum. Bu muayenede cilt fazlalığı, yağ dokusu fazlalığı, göz kapağının elastikiyet derecesi, kirpiklerin göz küresine göre hizası, kapağın açılma ve kapanabilme gücünü değerlendiriyorum.

Göz kapağı estetiği nasıl yapılıyor?

Operasyon sırasında kapak kıvrımının olması gerektiği yerden girilir ve fazla cilt çıkartılır. Göz torbalanmasına sebep olan yağ ve kas dokusu alınır ya da modifiye edilir. Gerekiyorsa yine aynı kesiden girilerek kaş bölgesine ufak bir askı işlemi de uygulanır. Estetik dikiş atılarak üstü bantlanır.

Göz kapağı estetiği, ağrısız ve acısız bir uygulamadır. İlk hafta ödem oluşumunu azaltmak için hastanın çift yastık birden kullanarak başın yüksekte olduğu bir pozisyonda uyuması istenir. İlk iki gün aralıklı olarak buz uygulaması yapmak, iyileşmeyi hızlandırır ve morluk oluşumunu hafifletir. 3. Günün ardından hasta rahatlıkla banyosunu yapabilir. 7. Gün dikişler alınır ve hasta 8. gün yeniden makyaj yapmaya başlayabilir.

Bu ameliyatlarda hastalarım en çok “Gözlerimde iz kalacak mı?” sorusunu sorar. Evet, bu ameliyatta iz olur ancak izi göz kapağının katlanma yerine sakladığımız için, iz fark edilmez. İlk ayın sonunda belirginlik oldukça azalır, ikinci ayın sonunda ise neredeyse tamamen silikleşir. İyileşme döneminin ardından göz kapağı üzerinde ameliyat olduğunuzu belli eden bir iz olmayacaktır.

Yüzdeki ifadenin temelini oluşturan gözler, bir buçuk saatlik bir operasyon ve bir haftalık iyileşme döneminin ardından, torbalarından ve yaşlanma izlerinden arınmış olarak sahibine daha genç, sağlıklı ve canlı bir ifade verir. Blefroplasti ile gözlerdeki yaşlanma belirtilerini ortadan kaldırmak, başarılı bir hasta – hekim ilişkisi ile oldukça kolaydır.

Göz Mezoterapisi

Göz ve çevresindeki cilt, vücuttaki en hassas yerdir. Bu bölgedeki cilt dokusu hassas olmasının yanı sıra, vücuttaki en ince deridir. Öyle ki, neredeyse şeffaftır. İşte bu yüzden hemen altında bulunan kas dokusu ve kan damarları, kolaylıkla dışarıdan seçilebilir. Cilt dokusu herkeste farklı olduğundan, kimilerinin cildi çok daha ince, kimilerinin cilt altı daha fazla pigmentli olabilir. Bu tip durumlarda gözaltı morluğundan söz edilir. Sanılanın aksine gözaltı morluğu, gözün alt kısmının kararması değil, derinin çok ince olmasından dolayı alt katmanlardaki kan damarlarının görünür olmasıdır.

Gözaltı morluğu, oldukça sıkıntılı bir estetik kusurdur. Kişiyi çok erken yaşlardan itibaren etkiler. Yüzde yorgun, cansız, hastalıklı bir ifade katar. Bazı vakalarda, dolgular, yağ enjeksiyonları, göz kapağı estetiği problemine yardımcı olmaktadır. Bu işlemlerin işe yaramayacağı durumlarda ise, problemli olan cilt bölgesinin kalitesini arttırmak amacıyla mezoterapi yapılabilir.

Gözaltı morlukları mezoterapi ile nasıl yok oluyor?

Mezoterapi; içeriğinde bir takım kimyasallar, vitaminler, faktörler ve mineraller barındıran takviyedir. Uygulandığı yerdeki kan damarlarını azaltır. Böylece gözaltındaki morluk görüntüsü de kaybolur. Ayrıca cildi kalınlaştırır ve pigmentleri açmaya yarar.

Kıldan daha ince uçlu iğnelerle, mezoterapi solüsyonu sıkıntılı bölgeye uygulanır. Bazı durumlarda cildin üzerine de sürülerek, dermaroll yapılabilir. İlk 24 saat hafif ödem olur. Ancak hızlı iyileşen bir uygulamadır. Hasta ertesi gün makyaj yapabilir. Etkisini 1 hafta içerisinde gösterir. Gerektiğinde yeniden tekrarlanabilir.

Gözaltlarının koyu mor halkalardan arınmasıyla, yüz daha sağlıklı ve canlı bir görünüme kavuşur.

Göz Peelingi

Göz Peelingi, göz çevresi bakımları arasında uygulama kolaylığı ve hızlı etkisi nedeniyle öne çıkan işlemler arasındadır. Etkili bir bakım yapar ve daha canlı bir göz çevresi oluşturur. Göz kapağı estetiğine gerek kalmadan seçilmiş vakalarda, oldukça başarılı sonuçlar verir. Göz Peelingi bakımın ötesinde, yaşlanma belirtisine karşı ileriye dönük bir yatırım gibi de düşünülebilir. Çünkü bu işlem, torbalanma ve derin kırışıklık gibi problemlerin oluşma süresini de erteler.

Peeling, kelime anlamı ile “soymak” demektir. Tıbbi kullanımı da benzer bir şekilde olur. Cilt çok ince gibi görünse de, aslında çok tabakalı ve çok fonksiyonlu bir organdır. Bu tabakalardan bir veya daha fazlasına uygulanan etkili peeling uygulamaları mevcuttur.

Tıbbi peeling, basit bir soyma işleminden çok cildin en üst tabakasının pürüzlerini yok ettiğimiz, alttaki tabakalarında iyileşme, kolajen liflerinde düzenlenme, kalınlaşma hedeflediğimiz bir işlemdir. Göz çevresini gençleştirmede çok olumlu etkileri bulunur. Bazen alt göz kapağı estetiğinde torbalanmaya neden olan yağlar, göz kapağının içerisinden kesi olmadan çıkartılırken, peeling işlemi de kapağın üstünden eş zamanlı olarak uygulanabilir.

Göz Peelingi uygulamasında, ciltteki gibi bir ovma söz konusu değildir. Göz kapağı üzerine peeling kimyasalı sürülür ve solüsyonun kuvvetine göre belirlenen süre kadar kapak üstünde bekletilir. Daha sonra silinerek, üzerine pansuman jeli sürülür. Bu işlem genellikle lokal anestezi altında uygulanır. Hasta 5. günün sonunda yeniden makyaj yapabilir. Hızlı etki eden, pratik ve kolay bir uygulamadır. Hem etkili bir göz çevresi bakımı yapar, hem de göz çevresini canlandırır. İşlem etkisini kaybettiğinde tekrar uygulanabilir.

Alt Göz Kapağı Estetiği

Gözde meydana gelen estetik kusurlar ya da yaşlılık belirtileri, sadece üst göz kapağı ile sınırlı olmaz. Kimi zaman kirpik diplerinden başlayıp aşağıda yanağa doğru uzanan bölgede yani alt göz kapağında da, bir takım problemler oluşabilir. Bu problemler arasına yoğun ve derin kırışıklıkları, torbalanmaları, sarkmaları ve çöküklükleri sayabiliriz. Bunlardan sadece bir tanesinin varlığı bile yüzdeki ifadeyi doğrudan etkiler. Yaşa bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi, genetik olarak da kişide oluşabilir. Çözümü basit bir cerrahi operasyon gerektirir. Bu cerrahi operasyonun adı; alt göz kapağı blefroplastisi’dir.

Aslında gözde kırışıklık oluşması kaçınılmaz bir durumdur. Çünkü göz kapaklarının kapanmasını sağlayan kas, gözü çepeçevre dolanan yuvarlak biçimli bir kastır ve bu kasın kasılmasıyla, üzerindeki ince gözkapağı cildi hızla bu kasılmadan etkilenir. Bu etkilenmeden dolayı 15 yaşından sonra göz kapağında kırışıklıklar oluşur. Bu kırışıklıklar yıllar geçtikçe derinleşir ve kalıcı hale gelir. Çok derinleşen çizgiler yüzde estetik bir kusur oluşturur ve makyajla gizlenmeyeceği gibi, aslında makyaj malzemelerinin çizgi aralarına girmesiyle daha da belirginleşebilir.

Torbalanma probleminin oluşma süreci ise daha farklıdır. İçinde göz küresinin bulunduğu göz boşluğu içerisinde, gözün rahatça hareket etmesini sağlayan yağ yastıkçıkları mevcuttur. Bu yastıkçıklar göz küresini çepeçevre sarar. Zamanla göz hareketleri, yer çekimi ve ödem oluşması gibi nedenler bu yağ yastıkçıklarını bulunması gereken yerden ayrılarak cilt altına doğru kayar. Bu durum dışarıdan göz torbalaması olarak bize yansır. Göz torbalanması ileri yaşa bağlı olarak ortaya çıkabilen bir estetik kusur olsa da, genetik olarak eğilimli kişilerde erken yaşlarda da görülebilir. Göz torbaları yüze cansız, yorgun ve donuk bir ifade katar.

Alt göz kapağında meydana gelen kusurlar, genellikle üst göz kapağındakilerle birlikte tek seferde cerrahi bir uygulama ile ortadan kalkabilir. Torbalanma, derin kırışıklıklar, fazla cilt dokusu ya da çöküntüler; bugünkü plastik cerrahi yöntemleriyle ve başarılı hekimlerin elinde kolayca giderilebilen estetik kusurlardır.

Alt göz kapağında yukarıda saydığımız şikayetlerle gelen hastaya, önce ayrıntılı bir fizik muayene yapılır. Eğer varsa daha önceden geçirmiş olduğu operasyonlar ve yaptırmış olduğu işlemler sorgulanır. Kapağın bütün problemleri cerrah tarafından not edilir. Ardından kapağın pozisyonu, gevşekliği, göz küresinin yağ yastıkçıklar üzerindeki etkisi değerlendirilir ve operasyon sırasında yapılacak olan işlemlere karar verilir.

Alt göz kapağı estetiği, genel anestezi altında uygulanır. Ancak hastanın durumuna ve hekimin kararına bağlı olarak lokal anestezi de tercih edilebilir. Operasyonda kirpik diplerinden yapılan kesi ile cilt altına inilir. Daha sonra kas ve yağ dokuya müdahale yapılır. En son fazla cilt alınır ve dikişleri konur. Dikiş izlerini gizlemede kirpikler çok yardımcı olur. Bu dikiş izleri kapağın katlantı yerinde olacağından, dışarıdan bakıldığında fark edilmezler.

Operasyondan sonra hızlı bir iyileşme dönemi için ilk iki gün aralıklı olarak buz uygulaması önerilir. Hasta 3. günden sonra rahatlıkla banyo yapabilir. İlk haftanın sonunda dikişler alınır. Hasta bu ilk haftanın ardından makyaj yapmaya başlayabilir. Ödemlerin daha kolay inmesi için hastaya bir masaj tarif edilir. Masajların da düzenli olarak uygulanmasından sonra şişlik ve ödemler hızla geçer. Kişi bir haftalık iyileşme döneminin ardından; daha genç ve daha canlı bir ifadeyle hayatına devam eder.

Bu botoks gibi kısa vadeli bir çözüm değildir. İstisnai bir durum olmadıkça, bir kere yapılması yeterlidir ve uzun yıllar düzgünlüğünü korur.

Endoskopik Alın Germe

Plastik cerrahinin her geçen gün gelişmesiyle, artık hastalara daha ileri teknolojide operasyonlar ve daha kısa süreli iyileşme süreleri sunulmaktadır. Bu ileri cerrahi yöntemlerden biri de; Endoskopik cerrahidir. Bu yöntemde operasyonlar küçük deliklerden vücut içine girilerek gerçekleşir. Böylece büyük kesilere gerek kalmaz. Bu teknoloji vücutta birçok bölgede kullanılır. Biz daha az travma ile daha büyük farklar yaratabilmek amacıyla, artık estetik operasyonların farklı ayaklarında da endoskopi teknolojisini kullanmaktayız.

Endoskopik teknolojinin kullanıldığı alanlardan biri de, yüz görüntüsünde büyük önemi olan alın ve kaş bölgesidir. Kaş ve alt alın bölgesinde, yer çekimi etkisi ve mimik kaslarının aktif kullanımı ile aşağı doğru sarkma görülür. Sarkmanın şiddeti, yaşlanmaya bağlı olarak artar. Bu estetik kusur, yüz çehresine çok daha yorgun bir ifade katar. Daha genç ve aydınlık bir bakış için, alnın ve kaş pozisyonunun uygun yerine çekilmesi gerekir.

Bu estetik kusurun giderilebilmesi için, tanımlanmış birçok yöntem mevcuttur. Kaşın hemen üstünden yapılan kesilerle gerçekleştirilen “kaş asma” işlemleri, oldukça sıkıntılı izler bırakır. Aynı kaş asma işleminin saçlı deri içerisinden uygulanması da, asimetrik problemlere neden olabilir. Çünkü bu kaş asma işlemlerinde, cilt altında kullanılan iplerin kopması ya da gevşemesi gibi durumlar yaşanabilir. Kaş ve alın bölgesine müdahalede şu anda uygulanan en kalıcı yöntem; endoskopik alın germe ve kaş asma işlemidir. Bu yöntemde kalıcı askı ipi kullanılmadan alın germe ve kaş kaldırma uygulaması yapılır.

Peki operasyon nasıl gerçekleşiyor?

Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma işlemini, genel anestezi altında yapıyoruz. Alın derisi ve saçlı deri içerisinden yapılan 5 küçük kesi ile, cilt altına iniyoruz. Bu minik deliklerden ucunda kamera ve ışık kaynağı bulunan endoskopi cihazını ilerletiyoruz. Bu teknoloji sayesinde hiçbir sinir ve damara zarar vermeden, kaş ve alın bölgesine istenildiği gibi müdahale edilebiliyor. Germe ve kaş kaldırma işlemi, büyük kesiler olmadan bu 5 küçük kesiden girilen endoskopi ile yapılıyor. İşlem sonucunda hem alın derisi geriliyor, hem de kaşlar olması gereken yere sabitleniyor. Yaklaşık 2 saat süren işlemin sonunda, hastaya 5 gün boyunca alın bölgesine baskılı bandaj yapılmasını istiyoruz. Bu bandaj uygulaması iyileşme süresini olumlu yönde etkiliyor. İlk haftanın sonunda da, dikişleri alıyoruz.

Bu uygulamada etki, hemen gözle görülecek kadar hızlıdır. Ancak cerrahi ödemin geçmesi yaklaşık bir hafta sürer. Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma uygulaması sonunda; hasta yüz bölgesinde çok daha enerjik, canlı ve genç bir ifadeye sahip olur. Ağrılı ve acı veren bir uygulama değildir.

Operasyon görüntülerini merak eden hastalarım; @op.dr.mert demirel adıyla İnstagram sayfama yüklemiş olduğum fotoğraflardan ve Facebook’taki “Op. Dr. Mert Demirel” sayfamdaki paylaşımlardan konuyla ilgili görsellere ulaşabilirler.